|

Yaşamak fırsattır yararlanmayı bil.
Yaşamak güzelliktir, kıymetini bil.
Yaşamak mutluluktur, tatmayı bil.
Yaşamak rüyadır, gerçekleştirmeyi bil.
Yaşamak meydan okunmasıdır sana, karşı çıkmayı bil.
Yaşamak görevdir, tamamlamayı bil.
Yaşamak oyundur, oynamayı bil.
Yaşamak servettir, korumayı bil.
Yaşamak aşktır, sevgidir, keyfini çıkarmayı bil.
Yaşamak bilmecedir, çözmeyi bil.
Yaşamak verilmiş bir sözdür, tutmayı bil.
Yaşamak hüzündür, aşmayı bil.
Yaşamak şarkıdır, söylemeyi bil.
Yaşamak mücadeledir, kabullenmeyi bil.
Yaşamak trajedidir, göğüslemeyi bil.
Yaşamak maceradır, göze almayı bil.
Yaşamak şanstır, kullanmayı bil.
Yaşamak çok kıymetlidir, mahvetmemeyi bil.
Yaşamak, yaşamaktır, uğruna savaşmayı bil.
Rahibe Teresa
İlginizi Çekebilir
|
asrevyam on 08 Haziran 2010 18:25 ]
Aşk, Ayrılık, Gözyaşı ve Ölüm
Tüm aşk sözcükleri beklemekten yoruldukları için teker teker fire vermeye başladılar sevgili.
Kaynak: ForumPaylas.net [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Önce ilk sırayı “aşk” aldı. Ben olmasam diğerlerinin ne anlamı kalırdı ? dedi geceye kendinden emin tok bir sesle.
Gece şöyle bir silkindi uzun uzun aşkı seyrettikten sonra sözü devraldı dedi ki:
Ey aşk !Tüm aşklar geceleri dile gelir ve yüreklerde meydana gelen duygusal kıvılcımların özü bende gizlidir. Sen damla damla yağarken gönüllere geceleyin, dört duvar arasında insanlar benim sayemde gözyaşlarından ummanlar meydana getirir.
Sen kendini benle bir mi tutuyorsun ey leyl-i küstah diye şahlandı “gözyaşı”
Benim kalpte sızıların çağladığı umman, benim gönüllerden kopup gelen sevdanın ilk durağı olan kahraman.
Ben olmasam yumuşar mı sanıyorsunuz gönüller? Öz yanacak ki göz ağlasın göz ağlayacak ki aşıklar birbirine daha çok bağlansın.
Sen ağlayana değil ağlatana bak dedi “ayrılık”
Benim aşık ile maşukun arasını açan düşman. Eninde sonunda tüm aşklara bir yerden bulaşır yakarım canlarını.
En kötü düşman benim! Benden daha kötü kim olabilir ?
Ben diye cevap verdi bir ses. Bu öylesine soğuk öylesine korkunç bir sesti ki aşk ayrılık gözyaşı hepsi bir anda sus pus oldular.
Ben dedi : Ben ansızın çalarım kapıları
Ne aşk bırakırım orta da ne gece ne gözyaşı ne ayrılık
O kadar yakarım ki canı kavururum kalpte sızı aşkları
Kimim ben diye merak edenlere söyleyeyim.
“ölüm”’üm ben.
Ben gelmeden itiraf edin sevginizi tez elden
FATMA TÜ ZEHRA KANAR
asrevyam on 08 Haziran 2010 18:26 ]
Eylüldü…
Nadasa bırakmıştım yüreğimi
Kızıl sonbaharlarda terk-i diyar etmiştin düşlerimi
Kırkikindilerdi yağan sağnak sağnak
Bu bana kurmuş olduğun en büyük tuzak…
Bana sensizliği armağan ettiğin zaman;
aylardan eylül mevsimlerden sonbahardı..
Ben seni hiç bulmadım ki sevgili hep aradım,hep aradım
sokakların seni çıkarmadı karşıma görüş mesafesini sıfırladı
son durak son hayallerimin son merkezi olmaya çalıştı hep
Şimdi bu kaçıncı sokak bu hangi şehir ey yar nerdeyim?
Kokunu miras bıraktığın zaman;
aylardan eylül mevsimlerden sonbahardı..
Düşen her bir yaprak korku salıyor yüreğime
Aklıma düşüyorsun ; bir sus sarıyor bedenimi
bir sus yar bir sus yüreğimi kanatan bir sus….
Susuşumun Özne’si sen yüklemi kayıp bir sus
Susma sırası bende artık…
Cümlelerim öksüz kaldığı zaman;
aylardan eylül mevsimlerden sonbahardı..
Mezarlığın karşısından bir uğultu geliyor
Beni çağırıyorlar vakit geldi diyorlar vakit geldi
Sende bizdensin diyorlar ; sende aşk şehidisin…
Bu Eylül bu bahar bırakmaz beni ey sevgili
Feryadıma umutlar yeşerttiğim zaman;
aylardan eylül mevsimlerden sonbahardı..
Hüzün yağmaya başladı şehr-i İstanbul’a
Sensizlik çakıyor yine nimbus bulutlarında
Şimdi kanıyorum en derinden
bedenim nerden geldiği belirsiz şimal rüzgarlarına kapıldı
senin beni kara kara topraklara bıraktığın zaman;
aylardan eylül mevsimlerden sonbahardı..
(20.07.2008 22.10)
Fatma tü Zehra Kanar