Kategori 'Sağlık'

Gebelikte yapılan egzersiz, hem erken doğum riskini azaltıyor, hem de doğumdan sonra tekrar normal kiloya dönülmesine kolaylık sağlıyor.
Egzersiz yapan anne adaylarında gebeliğe bağlı şikayetler (uykusuzluk, bel ağrıları, bacaklarda kasılmalar, basur, varis gibi) daha az görülüyor.
Gebelikte düzenli yapılan egzersizin annenin doÄŸum sonrası ” toparlanma” ve kendine gelme” sürecini hızlandırdığını ifade eden Acıbadem Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve DoÄŸum Uzmanı Doç. Dr. H. Alper Tanrıverdi, düzenli egzersizin erken doÄŸum ve sezaryen ile doÄŸum riskini azalttığını belirterek sözlerine şöyle devam etti:
EGZERSİZ AĞRI KONTROLÜNÜ SAĞLIYOR
“GebeliÄŸi boyunca fiziksel olarak aktif olan kadınların doÄŸum süreçleri daha kısa sürüyor ve daha az komplikasyonla karşılaşıyorlar. Egzersiz, özellikle normal doÄŸum yapmayı düşünenlerde, doÄŸum sürecini kolaylaÅŸtırır. Gebenin doÄŸum sürecinde rahat ve derin soluk almasını, kalça, karın ve bacaklarını sarmış kas gruplarını yönetebilmesini saÄŸlar. Gerginlik belirtilerini en aza indirir. Ayrıca nefes alma ve özel gevÅŸeme tekniklerini öğrenmek, gebenin doÄŸru nefes almasına ve doÄŸum sırasında aÄŸrıyı kontrol edebilmesine de yardımcı olur. Plasentanın geliÅŸmesi bebeÄŸin daha rahat oksijen ve besin almasına yardımcı olur. Egzersiz bebeÄŸin geliÅŸimini de arttırır, doÄŸan çocuk daha büyük ve daha saÄŸlıklı olur”
Devamını okuyun…»
22.08.2008

İSTANBUL (İHA) - Gün içerisinde gözleri sık sık kaşımak ve ovuÅŸturmak pek çok hastalığa davetiye çıkartabiliyor. Gözleri sürekli kaşımak yüksek ve düzensiz astigmatizma geliÅŸmesine ve uzağı görmekte zorluÄŸa yol açan “keratokonüs hastalığı”na yol açabiliyor.
Memorial Göz Merkezi’nden Op. Dr. Mustafa Temel, göz kaşıntısı ve gözleri sürekli ovuÅŸturmanın zararlı etkileri hakkında bilgi verdi. Gözleri sürekli kaşımanın diÄŸer birçok faktörle birlikte yüksek ve düzensiz astigmatizma geliÅŸmesine, uzağı görmekte zorluÄŸa yol açan “keratokonüs hastalığı”nın oluÅŸmasına neden olduÄŸunu belirten Temel, “Bu hastalık, genellikle ergenlik çağında baÅŸlamakta, eriÅŸkin yaÅŸlara kadar ilerlemesini sürdürebilmektedir. Bazen ileri derecede görme bozukluÄŸuna yol açabilmekte, sonuçta bazen keratoplasti (halk arasındaki adıyla göz nakli) ameliyatı dahi gerekebilmektedir. Bu nedenle kaşıntıya neden olan, özellikle alerji gibi hastalıklar olduÄŸunda derhal tedavi yoluna gidilmelidir” dedi.
Gözleri kaşımanın mekanik olarak ayrıca göz dokularında zedelenmeye yol açabildiÄŸini ifade eden Op. Dr. Temel, gözleri kaşımanın bir baÅŸka önemli olumsuz etkisinin de göz çevresinde ya da ellerdeki mikrobik ajanların göze bulaÅŸmasına neden olduÄŸunu söyledi. Op. Dr. Mustafa Temel, “Günlük hayatta gün içinde belirli aralıklarla yıkanan ellerin temiz olduÄŸunu düşünülebilir ancak eller kirli pek çok madde ile temas edebilmektedir. Ayrıca, bir gözdeki mikrop -tedavi altında olsa bile- kaşıma ile diÄŸer göze de geçebilir. Bunlardan kaçınmak için elleri gerektikçe temizlemek çok önemlidir” diye konuÅŸtu.
Devamını okuyun…»
20.08.2008

Washington (AA)- ABD’de yapılan bir araÅŸtırma, orta yaÅŸ ve sonrasında yapılan düzenli koÅŸu ya da aerobiÄŸin sakatlık riskini azalttığını ve daha uzun ve saÄŸlıklı bir yaÅŸamın yolunu açtığını gösterdi.
Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yapılan ve Archives of Internal Medicine adlı tıp dergisinde yayımlanan araÅŸtırma, “düzenli olarak koÅŸan” ve “hiç koÅŸmayan”, 50 yaÅŸ ve üzerindeki kiÅŸilerden oluÅŸan iki grup üzerinde 20 yıl boyunca yapılan bir analize dayanıyor.
Araştırmaya göre, düzenli olarak koşan ya da aerobik yapan insanların daha sağlıklı olduğu ve bunun yanında zihin becerilerinin ve hafızalarının da daha iyi işlediği ortaya çıkıyor. Aynı zamanda düzenli koşunun kalp ve damar hastalıkları kaynaklı ölümleri de azalttığı görülüyor. Diğer yandan kanser ve nörolojik hastalıklar da düzenli koşu ve aerobik yapan kişilerde daha az rastlanıyor.
AraÅŸtırma ayrıca, düzenli olarak koÅŸan kiÅŸiler, 70′li yaÅŸlardan sonra bu aktiviteyi bıraksalar ya da hafifletseler de, spor yapmış olmalarının saÄŸlıkları üzerindeki olumlu etkisinin daha sonra da sürdüğünü gösteriyor.
Devamını okuyun…»
18.08.2008
Kozmetiklerle “güzelleÅŸtirilen” ciltlerde, sorunlar daha sonraları ortaya çıkıyor. Katkısız maddelerden uzak doÄŸal yollardan bakım yapılan bir cilt ise her zaman geleceÄŸe “yatırım” yapmış oluyor.
Yapılan bir araÅŸtırma sonucunda kozmetiklerde, 800’den fazla zararlı kimyevî madde bulunduÄŸu ortaya çıkmış. Bu bilgiler toplumda yayıldıkça insanlar doÄŸal olanın peÅŸinde koÅŸuyor. Bizler de tabiatın sunduÄŸu güzellik ve saÄŸlık nimetlerinin içine daldıkça, her geçen gün yeni bilgilerle çıkıyoruz. HerÅŸeyi “bilerek” hayata geçiriyoruz. ÖrneÄŸin çaÄŸlardan bu yana var olan zeytinyağının sadece besin olarak deÄŸil güzellikle önemli bir iliÅŸkisi olduÄŸunu artık biliyoruz.. Kırışıklıkları önleyen, deriyi yumuÅŸatan ve saçları gürleÅŸtiren yeni ÅŸifalı bitkileri keÅŸfediyoruz. Yüzyıllar önce kullanılan ama bugün maalesef insanoÄŸlunun belllek kaybı nedeniyle unutulan bir doÄŸal bakım ürünündeki gençlik iksirinin sırrını çözüyoruz. Bir mucizevi yağın, saçların kendi renginde kalmasını nasıl saÄŸladığını anlıyoruz. Bitkisel ve doÄŸal olan bir çok ürünün, antik dönemlerden bu yana güzellikle arasında yakın bir iliÅŸki kurulduÄŸunu , eski belgelerden öğreniyoruz.
Kökleri, gövdeleri, yaprakları ve tohumlarııyla birlikte her bitki, her doÄŸal besin ÅŸifa deposu ama inanılmaz bir güzellik aracı.. ÖrneÄŸin ısırgan otunun insanın tenini yakan o tüylerinde yer alan “formik asit” saç derisinin doÄŸal dengesini koruyor. Et yemeklerine de ilave edip, lezzet kattığmız biberiye mükemmel bir güzelleÅŸtirici. KekiÄŸin saça kazandırdığı sadece parlaklık deÄŸil. Saç diplerini uyardığı, tellerine canlılık verdiÄŸi kullananların deneyimlemeleri ile her geçen gün ortaya çıkıyor.
Devamını okuyun…»
18.08.2008

Gaziantep Sani Konukoğlu Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Özlem Atay, romatizmal hastalıkların vücuttaki doku ve organların çoğunu tutabildiğini belirterek, hastaların aşırı soğuk ve aşırı sıcaktan korunması gerektiğini söyledi.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Atay, hastanede düzenlenen “romatizmal Hastalıklar” konulu halka açık konferansta yaptığı konuÅŸmada, romatizmal hastalıkların özellikte hareket sisteminde aÄŸrı, ÅŸiÅŸ ve hareket kısıtlanması yarattığını söyledi. Dr. Atay, “romatizmanın 200′ün üzerinde türü vardır. Bu nedenle romatizma denen tek bir hastalık yoktur.
romatizmal hastalıklar vücuttaki doku ve organların çoÄŸunu tutar. Bunların en önemlileri eklemler, yumuÅŸak dokular, kaslar, kiriÅŸler, baÄŸlar, kemikler, kalp, damarlar, sinir sistemi, akciÄŸerler, lenf düğümleri, dalak, karaciÄŸer, solunum sistemi, göz, böbrek, deri ve deri altı dokusudur. Bunların içinde en çok görülenler ise eklemler ve yumuÅŸak dokulardır” dedi.
Devamını okuyun…»
08.08.2008
Önceki Yazılar