bebeğe dokunmakla mikrop buylaşırmı


Hastane mikrobu sadece bebekleri öldürmüyor. Bugüne kadar aralarında bakanların, ressamların bulunduğu yüzlerce insan bu sebeple hayatını kaybetti. Peki Hastane mikrobu nedir.? Nasıl ulaşır.? Çaresi var mıdır.? Bu konuları biraz irdeleyeceğiz.

Son bir kaç yıldır hastane mikrobundan ölenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Bu tür ölümler Türkiye’nin büyük hastanelerinde bile oldukça sık rastlanır oldu. Üstelik salgın gibi bir kaç gün içinde onlarca insan bu mikrop yüzünden hayatını kaybediyor. Eski Bakanlardan Veysel ATASOY, Prof. Dr. Üstün KORUGAN, Sanayi Bakanı Ali COÅžKUN’un yeÄŸeni Pelin COÅžKUN geçtiÄŸimiz yıllarda hastane mikrobu sebebiyle hayatını kaybedenlerden sadece bazıları.DoÄŸum, ameliyat yada kanser tedavisi için hastaneye giden bir çok insan, burada kaptığı mikrop yüzünden aylarca yoÄŸun bakımda kalıyor, yada hayatını kaybediyor. Peki hastane mikrobu nedir.? bu ve buna benzer sıkça karşılaÅŸtığımız konuları İç hastalıkları ve enfeksiyon dalı uzmanı Prof.Dr. Murat AKOVA ile Devamını okuyun…»

Yorum Yazın 28.08.2008

sıcak hava erken doğuma neden olabilir

Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte vücudun susuz kalmasının, hamilelerde erken doğuma neden olabileceği belirtildi.
Hacettepe Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Aksu, yaptığı açıklamada, hamilelerin, sıcak havanın etkisiyle bazı sağlık sorunları ile karşılaşabileceklerini ifade ederek, giyim, spor ve beslenmeye yönelik önlemlerle, sıcak havanın olumsuz etkisinin azaltılabileceğini söyledi.

Mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının yorgunluk, yüksek tansiyon, sırt aÄŸrısı, varis, ayaklarda ödem ve ciltte güneÅŸ lekeleri gibi birçok saÄŸlık problemine yol açabildiÄŸini belirten Aksu, özellikle hamilelerin bundan çok etkilendiÄŸini ifade etti. Aksu, ”Sıcak havanın etkisiyle vücudun susuz kalması, rahimde kasılmalara, kasılmalar doÄŸum sancılarına ve erken doÄŸuma neden olabilir” uyarısında bulundu.
Devamını okuyun…»

Yorum Yazın 07.07.2008

çocuklarda deprasyon

Çocuklarda okul, aile ve arkadaÅŸ iliÅŸkilerinde yaÅŸanan sorunlar depresyonu tetikleyebilir. Problem anne-babanın hoÅŸgörüsü sayesinde çözülebilir….
Ergen depresyonu, ergenlik döneminde yaşanan çalkantılı dönem içerisinde aile tarafından fark edilmeyebilir. Çünkü ergen depresyon tablosu aslında dönemsel özelliklere çok benzerdir. Ergenin tepkilerindeki ani değişiklikler veya duygusal yoğunluk yaşamasına neden olabilecek ağır yaşantılarda aile gözlemci ve dikkatli olmalıdır.
Devamını okuyun…»

Yorum Yazın 27.06.2008

BebeÄŸinize kitap okuyun

BebeÄŸinize kitap okuyun

BebeÄŸinizle aranızdaki özel bağın her zaman devam etmesini istiyorsanız, ufak ama etkili yöntemlere baÅŸvurabilirsiniz…

BebeÄŸinize kitap okuyun

Örneğin; çocuğunuza 6 aylık olmasının ardından yüksek sesle kitap okuyabilirsiniz. Çünkü bu dönemde bebekler, kitapların renkli şekillerine bakmaktan hoşlanıyor. Uzmanlar; bebeğinizle doğrudan ve yüksek sesle konuşmanın, gelişmesi ve büyümesi açısından çok önemli olduğunu belirtiyor. Bu, hem onun ruhsal doyumu, hem kelime hazinesi ve hem de zekasının gelişmesine önemli katkılar sağlıyor.

Yorum Yazın 26.03.2008

Çocuklarda işitme kaybı

Çocuklarda işitme kaybı

Ülkemizde doÄŸumsal iÅŸitme kayıpları yüzde 0,1-0,3 oranında görülüyor. Özellikle de akraba evlilikleri, çocuklarda orta ve ileri derecede iÅŸitme kaybı bulunan çocukların doÄŸma riskini artırıyor…

Çocuklarda işitme kaybı

İnternational Hospital’dan Uzman Odyolog Sevtap BabayiÄŸit, iÅŸitme kaybı olan çocukların tespit edilmesi amacıyla devletin yenidoÄŸanlara “iÅŸitme tarama testi”nin yapılmasını zorunlu tuttuÄŸunu söylüyor. İşitme cihazları ve özel iÅŸitsel eÄŸitim ile özürlü doÄŸan çocukları özürsüz hale getirmeyi amaçladıklarını belirten BabayiÄŸit, “Aileler çocukları iÅŸitme kaybı ile doÄŸdu diye üzülmesinler. İşitme taramaları ve erken teÅŸhis ile çok ÅŸeyler baÅŸarılabiliyor” diye konuÅŸtu.

İşitme taraması günümüzde özel, üniversite ve devlet hastanelerinde her yenidoÄŸan bebeÄŸe zorunlu olarak yapılıyor. Tıpkı görme kusurlarında olduÄŸu gibi iÅŸitme kaybının da dereceleri olduÄŸunu belirten Sevtap BabayiÄŸit, “Nasıl gözde görme kusuru varsa, iÅŸitmede de kayıpları birtakım tetkikler uygulayarak derecelendiriyoruz” dedi.

Acıbadem Bursa Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Levent Erişen ise, doğumsal olan işitme kayıplarının büyük bir bölümünün iç kulak tipi yani duysal ve sinirsel tip işitme kaybı olduğundan, ameliyat koklear implant ameliyatı hariç veya ilaçla tedavilerinin mümkün olmadığını söyledi.

İşitme kaybı bebek üç aylıkken saptanmalı
İşitme kaybının bebeklerde yaÅŸamın ilk üç ayı içinde tanınması gerektiÄŸini ve bebek altı aylıkken tedaviye baÅŸlanmasını öneren Prof. Dr. EriÅŸen, şöyle konuÅŸtu: “İşitme kayıplarında tedavi iÅŸitme cihazı uygulamasının dışında, özel eÄŸitim ve rehabilitasyon ile saÄŸlanmalıdır. Bazı çocuklarda koklear implant biyonik kulak da uygulanabilir. Ancak sadece iÅŸitme cihazı veya koklear implant tedavi için yeterli olmamakta, bunların uygulamasından sonra mutlaka rehabilitasyon da yapılması gerekmektedir.”

Çocuğun işitme kaybı derecesine göre işitme cihazlarının fayda oranının değiştiğini belirten Prof. Dr. Erişen, işitme cihazı veya koklear implant uygulamasındaki amacın, çocuğun yüzde 100 duymasından çok, konuşma ve mental gelişimini sağlayacak kadar sesleri duyabilmesini sağlamak olduğuna değindi. Çünkü işitmeyen ve sesleri tanımayan çocuk konuşamazken, bu cihazlar dış ortamdan gelen sesleri yükselterek kulağa yönlendiriyor ve bu olumsuz gelişmeyi engelliyor. Böylece işitme kaybından dolayı çocuğun duyamayacağı şiddetteki sesler çocuğun duyabileceği seviyeye yükseltimiş oluyor.

Çocuk büyüdükçe cihazın değiştirilmesi gerekiyor
Çocuk büyüdükçe iÅŸitme cihazının deÄŸiÅŸtirilmesi gerekebiliyor. Ama bu sık sık gereksinim duyulan bir durum deÄŸil. Ancak bu cihazın bir defa takılıp, uzun süre kontrol yapılmayacağı anlamına gelmiyor. İşitme cihazı sık sık deÄŸiÅŸtirilmese de cihaz kullanan çocuÄŸun, belli aralıklarla kontrol edilerek izlenmesi gerekiyor. Cihazın kulaÄŸa oturan kalıbının sıklıkla deÄŸiÅŸtirilmesi önem taşıyor. İşitme cihazının etkin olabilmesi için bu kalıbın kulaÄŸa uygun olması ve çocuk büyüdükçe kulağına uygun olarak, kulak kalıbının da mutlaka deÄŸiÅŸtirilmesi öneriliyor. Cihaz takıldıktan sonra ve çocuk sesleri duyabilir hale getirildikten sonra mutlaka özel eÄŸitim programları uygulanmasını gerektiÄŸini vurgulayan Prof. Dr. EriÅŸen, şöyle konuÅŸtu: “Bu programlar ile, konuÅŸma ve dil geliÅŸimini saÄŸlayacak rehabilitasyonun yapılması lazım. İşitme kaybı olan çocuklarda amaç, konuÅŸma geliÅŸiminden önce iÅŸitmenin saÄŸlanması ve çocuÄŸun iÅŸitme ve konuÅŸma engelli olmasının önlenmesidir. Bunun için de cihaz takıldıktan sonra tedavinin bittiÄŸi sanılmamalı, sonrasında eÄŸitim ve rehabilitasyon mutlaka uygulanmalıdır.”

Hafif kayıp bile olumsuz etkiliyor
İşitme kaybı çok hafif, hafif, orta, ileri ve çok ileri derece olarak sınıflandırılıyor. İşitme kaybı, çocukların günlük hayatını olduÄŸu kadar eÄŸitim hayatını olumsuz etkiliyor. Çünkü çocuklarda çok hafif derecede bir kayıp bile öğrenmesini engelliyor. Akraba evliliÄŸi sonucunda oluÅŸan iÅŸitme kaybının erken teÅŸhisi açısından iÅŸitme taraması büyük önem taşıyor. Erken teÅŸhisle iÅŸitme kaybında çok ÅŸey yapılabileceÄŸini belirten BabayiÄŸit şöyle konuÅŸtu: “Bu çocuklarda, uygun iÅŸitme aletine ve iÅŸitsel eÄŸitime geçiliyor. Bir yıl sonra ve daha erken dönemde koklear implantasyon kulak içine yerleÅŸtirilen bir implant ile iÅŸitme sinirinin uyarılması uygulanıyor. Basit bir operasyonla implant yerleÅŸtiriliyor. Odyoloji uzmanı çocuÄŸun duyduÄŸu mekanik sesin, normal konuÅŸma sesine dönüştürebilmesi amacıyla eÄŸitilmesini saÄŸlıyor. EÄŸitim zor ve uzun ama sonuçları yüz güldürücü oluyor.”

İki kulağa da cihaz takılıyor
Bera testi ile iÅŸitme kaybının seviyesi tesbit ediliyor. Çünkü her dereceye özel iÅŸitme aleti var. Çok ileri derecede iÅŸitme kaybına hafif kayıp için üretilmiÅŸ bir alet yetersiz kalabiliyor. Uygun iÅŸitme cihazı verilemediÄŸinde zarar da doÄŸabiliyor. Sevtap BabayiÄŸit, her iki kulaÄŸa da iÅŸitme cihazı takılması gerektiÄŸini belirterek, “Beyin hem saÄŸdan hem soldan olmak üzere iki kanaldan da sesi analiz ediyor. Özellikle çocuklarda çift cihazı öneriyoruz. Bir yaÅŸ öncesinde bile iÅŸitme cihazına geçebiliyoruz. Çünkü iÅŸitme kaybı olan bir çocuÄŸa, ne kadar erken cihaz takılırsa her geçen gün bir kazanç oluyor” diye konuÅŸtu.

Yeni işitme cihazları yumuşak ve doğal tonu yakaladı
Yeni cihazların doğal ve yumuşak tonu yakaladığını anlatan Babayiğit, cihaz takıldıktan sonra çocuklara konuşma eğitimi verilmesi gerektiğini söyledi. Çocuklar uzman odyoloğun verdiği bu eğitim sayesinde, konuşmalarındaki bozukluklardan ve harf hatalarından kurtulmaları sağlanıyor. İşitme cihazlarının ömür boyu kullanılması gerekiyor. Kulak arkası tipi cihazların boyutları küçülerek daha sevimli ve hafif hale geldi. Ses kalitesinin iyileşmesi sayesinde de hastalara önemli bir işitme konforu sağlandı. Çocuklar büyüdüklerinde kulak içi işitme cihazları takılabiliyor. Banyo yaparken, denize girerken ve uyurken cihazın çıkarılması gerekiyor. Cep telefonu kullanılmasının işitmeyi bozmadığını belirten Babayiğit, işitmenin bozulmaması amacıyla cihazın bu ayarlamayı otomatik olarak gerçekleştirdiğini söyledi

Yorum Yazın 26.03.2008

Önceki Yazılar


?
Gizlilik Politikasi